Eğitim

TÜM VELİLERİMİZİN DİKKATİNE - Prof. Dr. Acar Baltaş’dan ailelere uyarılar

14.9.2018

Sayın Veli,

Yeni eğitim-öğretim yılı başlangıcında, hepimizin yenilenerek okula geldiği bu günlerde öğrenci-veli-öğretmen-idareci herkesin yüzüne yansıyan heyecanı görmek bizleri çok mutlu ve de umutlu kılıyor. Bu heyecanın artarak devam etmesi ümidiyle sağlıklı, başarılı, mutlu bir yıl geçirmeyi diliyoruz. Prof. Dr. Acar Baltaş’ın 14 Eylül 2018 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınlanan, görüşlerine ve önerilerine katıldığımız makalesini sizlerle paylaşmak istedik.


Saygılarımızla.

‘Okulu WhatsApp gruplarıyla yönetmeye çalışmayın’
14 Eylül 2018

Okullar pazartesi tüm öğrencilere kapılarını açıyor.
Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, aileleri çocuklara sorumluluk kazandırma ve okulla ilişkileri konusunda uyarıyor. “Okulu WhatsApp gruplarıyla yönetmeye çalışmayın. Çocuğunuzun tek yönlü beyanlarıyla öğretmenler ile ilgili olumsuz yorumlarda bulunmayın” diyor.

Prof.Dr. Acar Baltaş’ın ailelere uyarıları şöyle:
- İyi anne baba olmak için, çocuğunuza hayatla mücadele edecek beceriler kazandırabilmek için süper anne baba olmaya ve çocuğun her ihtiyacı olduğu anda yanında bulunmaya ihtiyaç yok. Bunun için çocukları fazla korumamak, fazla müdahalede bulunmamak ve ellerini bırakmak yeterli.

- Bir hayatın içinde başarısızlık, acı, üzüntü, zorluk, hayal kırıklığı, engellenme yoksa o hayatın boş bir hayat olduğuna inanıyorum. Hikâyesi olmayan hayatın mutlu ve doyumlu bir hayat olamadığını klinik yaptığım yıllarda da gözlemiştim. Sahip oldukları kendilerine sunulan insanlar hem sahip olduklarının kıymetini bilmiyor hem de nedeni belli olmaksızın daha fazlasını hak ettiklerine inanıyorlar. Bunun sonucunda mutsuz oluyor ve mutsuz ediyorlar.

- Tüm ihtiyaçları istediği anda veya hatta istemeden karşılanan çocuklar yaşamla mücadele edemiyor, sağlıklı beraberlikler yürütemiyor, kendi çocuklarının taleplerine sabırsız oluyor ve insan değeri bilen iyi yönetici veya iyi patron olamıyorlar.

DİSİPLİN TUTARLILIKTIR
- Çağdaş kurumlar işe insan alırken aradıkları özellikler; yılmazlık, özyeterlilik, merak ve işbirliğidir. Çocukluklarında her yaptığı “aferin-süper” diye alkışlanan, her oyunu ve yaptığı her yarışı kazanan çocuklar yetişkinliklerinde neden işbirliği yapmaları gerektiğini anlayamıyorlar.

- Anne-babalar çocuklarının okuldaki sorunlarını onlar adına çözüyorlar. Çocuklarının zorlanmasını ve üzülmesini istemiyorlar. Oysa erken yaşta yaşanan zorluk ve üzüntüler insanı hayata aşılıyor ve mücadele becerisi kazandırıyor. Bu da güç ve direnç kazandırarak başarıya hazırlıyor.

- Disiplin çoğunlukla inanıldığı gibi baskı ve zorlama değil tutarlılıktır. Bu da her gün düzenli olarak yapılan küçük şeyler sonucu kazanılır. İnsanları hayatta başarıya götüren de her gün düzenli olarak yaptığı küçük şeylerdir. Bunların hepsinin de kişiye keyif vermesi beklenmez.

ÇOCUKLARA EVDE İŞ YAPTIRIN
- Çocuklarınıza evde iş yaptırın hayata sorumluluk alarak katılmasını sağlayın. Hayatı çok fazla kolaylaştırmayın. Ev içinde angarya gibi gözüken işler sorumluluk, özyeterlilik, alçak gönüllülük ve çalışma ahlakı kazandırır. Bunlar da hayatta başarıya giden yolun taşlarını döşer.

- Uzmanların(!) yönlendirmesiyle “tek ve biricik” olduklarına inandırılan çocuklar ‘her şey olabileceklerine ve her şeye hakları olduğuna’ inanıyor ve nedeni belli olmaksızın hayattan alacaklı olduklarını düşünüyorlar. Hayatın gerçekleriyle karşılaşınca sonuç: Mutsuzluk ve depresyon.

- Potansiyel baskı altında ortaya çıkar. Ders çalışmaktan başka hiçbir sorumluluk almayan ve hiçbir güçlükle mücadele etmeden büyüyen çocuklar yetişkin hayatlarında hayatın zorluklarıyla karşılaşınca yetersiz ve mutsuz oluyorlar.

- Bazı kadınların hayatının odağına mutlak olarak çocuğun başarısını alması, diğer rollerini ve bu arada eşini ihmal etmesine neden oluyor ve bu da evlilikleri zorluyor.

- Annelerin bir bölümü kendini çocuk yetiştirme konusunda uzman olarak görüyor ve en küçük eleştiri veya alternatif görüşü, mükemmellik takıntısı içinde, kendilerine yapılmış bir aşağılama olarak algılıyor. Özellikle bir önceki kuşağın bilgeliğinin ‘demode’ olduğuna inanıyorlar.

Prof.Dr. Acar Baltaş